Taraf Farkı
Fenerbahce Seyircisi Türkiye’yi aştı tesadüf budur ki, 1 hafta arayla iki zıt kardeşin başına aynı olay geldi. Öyle veya böyle kendi sahalarında, üstelik ilk yarıda haksız yere kırmızı kart görerek eksik kaldılar. Peki aradaki tek fark neydi? Antep’le Karabük aynı kalibrede olmasa bile Fenerbahçe bu sınavı G.Saray'a göre çok daha ustaca atlattı. Evet, geçen yıldan kalan oturmuş kadro, kendine güven vs. gibi nedenlerle sakin kalabildi belki ama bu 3 puanın abartısız 2,5'u seyirciden bence. Çok ustalar ve arena kültürünü 10 yıldan beri yaşıyorlar. Onlar da ekonomik oynuyorlar, boşa bağırmıyorlar. Rakibin ve hakemin zayıf anlarında bazen 5-10 dakika bazen bütün yarı takımla eşzamanlı inanılmaz bir baskıları var. Uyutan tezahüratlar, gereksiz sataşmalar yok. Direk kaynağa baskıyla maçı bitiriyorlar. Özellikle F.Bahçe'nin birkaç yıl üst üste Avrupa tecrübesi yaşaması da bunda etken olabilir. Sarı lacivertliler maçı adeta eksik oynamadı. Hakem Alex'e verdiği karta bin pişman oldu, özür için kalan dakikalarda Fener'e çalıştı.
Arena’da Sami’yen Baskısı Oluşmadı…
Dönüyorsun G.Saray'a... Hakem Servet'i haksız attı, üstüne Sabri'yi de haksız atabildi. Çünkü yeterince baskı yemedi, maç içinde rahattı. Antep’te aynı şekilde... Rahatça top çevirdi. Bir G.Saraylı olarak tribünler konusunda daha verimli destek yapmayı öğrenmemiz lazım gerektiğini düşünüyorum. Sırtı kaleye dönük detone marşlar söyleyen değil, stadın bütünüyle birlikte hareket eden, 50 binin avantajını kullanan, G.Saray'ın pres yaptığı o 15-20 dakikayı rakip için kabusa çeviren, genelde oturan ama atakta veya sert bir faulde topluca ayağa kalkarak bir anda atağın seyrini değiştirebilen bir seyirci profili yaratmak gerek. Ki Melo, Kazım, Sabri, Ujfa, Baros gibi isimler bu anlarda aldıkları destekle eforlarını %30'a kadar artırabiliyorlar. İnanın oyuncunun istediği de bu, ninni dinlemek değil...
Milli Taraftar Grubumuz Yok
Hikayeden Milliyet Seyirci atmosfer demişken Milli maç arefesinde kendimizi eleştirmemek olmaz. İnsanların facebook duvarlarına bakınca, hesapta hepimiz milliyetçiyiz. Herkes sözlü salvoya gelince mangalda kül bırakmıyor ama realitede yokuz. İşte buyrun milli maça, milli takıma verdiğin değerle klüp takımına verdiğin değer aynı mı? Sponsor bayrakları olmasa tribünde kırmızı renk bile olmayacak. Heyecan desen sıfır. Almanya maçına gittim, adamlar garantilemiş turu. Buna rağmen Arena'nın dört bir yanında Alman led reklamları. Bu ne demek? Almanlar bu maçı pür dikkat izliyor demek. Gel gör ki o maç bizim için hayati önem taşımasına rağmen ratinglerde dizilerin arkasında kaldı. Tribündeki heyecan desen koca bir sıfır. Kimi Cimbom tezahüratında, kimisi falanca gol atmasın sevinmem diyor. Konser izlemeye gelinmiş bir atmosfer tribünlerde... Youtube'dan bir İsveç, bir Danimarka, bir Yunan milli maçında tribün manzaralarına bakın bir de bizimkine bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Unutmayalım ki, hepimiz önce bu aziz vatanın evladı, sonra G.Saraylı, F.Bahçeli, Beşiktaşlı, Trabzonlu, Diyarbakırlıyız...
Yıllardır Değişmeyen Çözümler
Çakır Mamaları Hakem hataları demişken, MHK Başkanımız malum dahice atama ve eğitimlerle ligin altına dinamiti koydu koyacak. Gençler falan dedi, baktı koltuk elden gidecek, ağlayana basıyor morfini. Morfinin iki adı var Türkiye'de... Biri Cüneyt Çakır diğeri de Fırat Aydınus... Biraz sıkıştığı anda çözüm bu, baya köklü ve yaratıcı bir çözüm. Diğerlerini o çizgiye nasıl getireceğiz ey Namoğlu? Asıl çözüm bu sorunun cevabıdır.
Cem DURUL
Twitter'dan Takip Etmek İçin Tıklayınız...