- Fatih'in Aslanları ikinci maçlarında da tat vermedi...
- Sezonun başı olması, yeni kadro, ıvır zıvır dikkate alındığında bu tip galibiyetleri dikkatli değerlendirmek gerekir. Ne bazıları gibi "Bu takımdan sucuk olmaz." derim, ne de Hakan Can gibi G.Saray'ı şampiyon ilan ederim. Vasat oynadı G.Saray. En büyük eleştirim, 3 ayda takıma hiçbir şablonun yerleşmemiş oluşu. Kötü oynamak, yenilmek sorun değil ama Fatih Terim'in; bir Mourinho, bir Lucescu, bir Zico, bir Ersun Yanal, hatta bir Rijkaard gibi bir ekol antrenörü olmadığı tekrar ortaya çıktı. G.Saray'ı rezil etme pahasına ekolünden vazgeçmeyen Surinamlı, futbolu katlediyor eleştirilerine rağmen savunmayı sıkı tutan Rumen, her takımına fark yese de atsa da aynı futbolu oynatan Ersun Hoca... Bir kesim diyor ki, Terim ne yapsın, oyuncuya göre taktik yapıyor adamcağız. 11 tane oyuncuyu ben almadım ki... Bu tip köklü neşterler teknik adam için zordur ama aynı zamanda bir fırsattır. Hagi geçen sene, "Be ne yapayım?" dese haklıydı çünkü sezon ortası geldi. Ama Fatih Hoca'nın Mayıs'ta sistemini düşünmüş ve transfer listesini bu şekle göre vermiş olması, dolayısıyla bugünkü G.Saray'ın kötü de oynasa sahaya net bir sistemle çıkmasını beklerdim. Elmander'in saha içine girip arkadaşlarına "Forfortu!" diye bağırarak değiştirdiği bir sistem değil. Bu demek değil ki, takım oturmaz. Ama belli ki, yaz ödevi iyi yapılmamış.
-Kadro kalitesini beğenmeyenler var. Çilingiroğlu, "Geçen seneki kadroyla kalite aşağı yukarı aynı." dedi.
Eldeki kadro bence fena sayılmaz. Ujfalusi Popescu'dan sonraki en zeki savunma oyuncusu bu takımda. Büyük kazanç. Yalnız sağ bek oynatırsan, o bölge E-5 olur. 34'lük adamın yüreği dayanmaz 100 metre gidiş-gelişe.
Eboue'yi saçma sapan bölgelerden kurtarıp yerine döndürürse büyük randıman alır. Kimsenin düşünmediği bir bölge; stoperde iyi iş yapar kanaatindeyim. Ujfa - Eboue ikili stoperi müthiş iş yapar. Birinin zekası, diğerinin hızı ve agresifliği savunmayı rahatlatır. Hızı nedeniyle adam kaçırma derdi olmayan Eboue sayesinde geri 4'lü rahatça ilerde basıp forvetle mesafeyi düşürebilir. Terim'in en büyük özelliği olan pres de ancak bu şekilde gelir. Kaçak dövüşen geri 4'lüyle presli G.Saray hayal.
Servet ve Gökhan Zan'ın tek önemli avantajları boy gibi gözükmesine rağmen, bu ikili zamanında G.Saray'ın tarihin en yüksek yan top gol yeme ortalamasına ulaşması ise trajikomik...
Melo, tipik önlibero, mucize beklenmemeli, vasatın üstüne, her maç 7lik oynar.
Selçuk, bariz bir şekilde Burak'ı arıyor. Nerede Trabzon'daki asistler, nerede Avusturya maçındaki müthiş asist, nerede G.Saray maçları. Sercan veya Barosla iyi eş olması zaman alacak gibi. Zamanlamayı henüz yapamıyorlar, bu nedenle de devamlı ofsaytta kalıyor sarı-kırmızılılar. Bol bol çalışmaları, en önemlisi istikrarlı şekilde birlikte oynamaları lazım.
Riera, kumaşı iyi bir adam. Kewell'ın G.Saray'a geldiği hali. 1.90 boyu var, çok hızlı sayılmaz, ama zeki bir topçu. Biraz soğuk bir tip. Akdeniz kanı yok gibi, uyum sorunu yaşamaz dilerim. Tek forvet illaki oynanacaksa, forvet arkası Alex tarzı da denenebilir. (Selçuk bu bölgede oynamaz!!!)
Sağ açıkta Kazım kredisini artık tüketti bence, bu bölgede ben olsam Pino'yu satmazdım, Kazım'a iyi bir tehdit olurdu, mevcutlardan denencek isim Baytar. Bu yılın beklenmeyen yıldızı olabilir. Israr edilirse yeni Okan Buruk olur.
Forvet hattı bağırıyor Elmander-Baros diye. Baros yıllar sonra Koller'ini buldu, birlikte oynasınlar iddia ediyorum Baros 20 yapar bu yıl. Bu noktada tek sorun yabancı kontenjanı. İkisini oynatmasan o zaman Sercan'ı kesin alman lazım. Yani işin Türkçesi ya tek forvet arkası Riera serbest, ya da çift forvet oynamalı bu ekip. Samsun maçını döndüren Elmander değil, çift forvetli oyun sistemidir.
Benim şu anki 11'im: Muslera Balta-Ujfa-Eboue-Sabri Riera-Melo-Selçuk-Baytar Elmander(Baros)-Sercan olur.
- Doğu Tribünü neden boş?
Ekranları başında maçı izleyen sporseverler muhtemeln farketmiştir ki, stad doluya yakın olmasına rağmen cameranın karşısında, kadraja devamlı giren tribün (Eski tabirle Kapalı Alt) yarı yarıya boştu. Doğu Alt Tribünü adı verilen bu bölgenin kombine fiyatı 5000 TL. Hemen bitişiğindeki Pegasus 1. kat ise öğrenci indirimiyle 350 TL. Yani 1'e 15! E yuh!!! Diğer stadlarda da kale arkası ucuz diyebilirsiniz belki ama, her stadda bu farkı taraftar, stada girerken, maçı izlerken, staddan çıkarken hisseder. Koltuk, giriş yolu, cafesi, tuvaletleri, her şeyi farkeder. F.Bahçe Stadında Migros'ta maç izleyin, ertesi maç 1907 tribününe gidin. Bu ikisi aynı stad mı diye sorarsınız kendinize. O kadar farkettirir. Stada giriş alengirli bir kapıdan yapılır, yukarı asansörle çıkılır, Divan Restaurantın içinden tribüne çıkılır, tribünde yerler halı kaplıdır, koltuklar deridir, önünüzdeki LCD ekrandan maçı ve pozisyonları takip edersiniz. Orası bile 3000 - 3500 TL civarı bir fiyatla satılırken, hiçbir özelliği olmayan bir tribüne kim neden 5000 TL versin? Üstelik yanında aynı özelliklerde 350 TL'ye bir tribün varken... Keriz mi sandınız bu insanları? Taraftarlık, destek bir şey, enayi yerine konmak başka bir şey. 5000 TL de istersin, 15.000 de... Ama fark yaratmak koşuluyla. Hele Türkiye gibi haavanın sevildiği bir coğrafyada o adama havasını basması için eline bir koz ver. Koltuğundan, tuvaletine, girişinden çıkışına tamamen aynı olan 2 tribün arasında yalnızca 10-15 derecelik izleme açısı farkı nedeniyle 1'e 15 fark istemek, "Ben pazarlama yapmayı bilmiyorum." demektir. Bu tribünü iyileştiremiyorsan, bari diğerini kötüleştir, daha dandik bir koltuk koy, bilmiyorum ama 2 tribün arası bir fark yarat. Yoksa asıl ciro elde edeceğin tribünler elinde patlamak üzere bu biline. Unutulmamalıdır ki, bir takım kale arkasından manevi, yan tribünlerden maddi destek alır. 350 TL'ye sattığı bilet Melo'nun çekirdek parasına yetmez.
Ayrıca bu tribünün direkt olarak canlı yayın kadrajının içinde olması da önemli. Dolmayan bu tribün, Arena'yı dolmayan stad havasına soktu. Ekranlardan maçı izleyenler bu tribünü görüp, "kimse gitmemiş maça" yorumunu yapıştırıverip, alacakları varsa da vazgeçiyorlar kombine almaktan.
Cem DURUL